Ay düğümleri, fiziksel boyutu olmayan ve Ay ile Dünya’nın ekliptiklerinin birbirini kestiği matematiksel noktalardır. İki tane olan bu kesim noktaları, birbirleriyle 180° olacak şekilde konumlanır. Hangi tür harita olursa olsun, o haritanın kadersel geliş ve gidiş yönlerini simgeler.
Güney Ay düğümü (GAD), geçmiş yaşamdan bu boyuta taşınanlar ve bu boyuta o ana kadar üzerine kattığımız olumlu ya da olumsuz davranış kalıpları, alışkanlıklar, özelliklerle ilişkili olup, bilindik yön olunduğundan, sıklıkla tarafına çekilen yöndür. Kuzey Ay düğümü (KAD) ise bu yaşam evremizde öğrenip, geliştirmemiz ve gitmemiz gereken yönü anlatır. Burada yapılması gereken Güney Ay düğümündeki olumsuz yükleri duruma göre törpülemek, gerektiği durumda terk etmek ve sahip olunan bu alt yapı ile mümkün olan en iyi şekilde Kuzey Ay düğümünde işaret edilene yönelmektir ve gelişmektir.
Ay düğümleri bir tam turunu 18-19 yılda tamamlayarak, bir döngüyü bitirir. Bir burçta ise yaklaşık 18 ay kalır. 27 Temmuz günü KAD Kova, GAD düğümü ise Aslan burcuna geçiş yapacak ve 26 Mart 2028’e kadar bu burçlarda kalacaklar. Dolayısıyla konularına bağlı olarak, haritalarda dönemsel törpülememiz ya da bırakmamız ve geliştirmemiz gereken yönler de Aslan-Kova doğasıyla ele alınmaya başlayacak. Yani haritalarda Aslan burcunun bulunduğu yerin konularıyla ilgili törpülenme, duruma göre bitişler, kayıplar yaşanabilirken, Kova burcunun bulunduğu yerde özelliklerin gelişmesi sağlanacak, yine haritalardaki çalışmasına bağlı olarak avantaj elde edilebilecektir . Buna göre ;
Egodan, kibirden, dik başlılıktan, dramadan, ben diye kendini gösterip, onay almaya çalışmaktan ve olayların merkezine yerleşme gayretinden uzak durmak gerekecek. Buna karşın benin yerini biz alarak, takım oyununa geçilecek. Aşkın yerine de arkadaşlıklar, dostluklar tercih edilebilecek. Onay ihtiyacı olmadan daha sosyal, hümanist, toplumsal duyarlılığı yüksek, başkalarının eşit haklara sahip olduğu düşüncesi geliştirilecek. Sıra dışı düşünceler desteklenecek. Ama bunlara geçiş yapılırken, şartların diğer ucunda abartanların varlığı da katkı yapacak. Örneğin öyle kibirli, egosu yüksek fakat altyapısı boş insanları göreceğiz ki insanlık ister istemez yüzleştiğini sorgulayarak, bilgiye, bilime, altyapısı sağlam, topluma katkı sunan kişilere yönelecek.
Ay düğümlerinin Aslan-Kova aksında kalacağı dönem içinde;
27 Kasım 2026 Mars GAD kavuşumu
19 Şubat 2027 Mars GAD kavuşumu
16 Mayıs 2027 Mars GAD kavuşumu
29 Temmuz 2027 Jüpiter GAD kavuşumu
17 Ekim 2027 Mars kare KAD GAD
11 Şubat 2028 Mars kavuşum KAD açıları ile bu tarihler ve civarı en dikkati çeken görünümler.
Geçmiş dönemlerde GAD’ın Aslan, KAD’ın ise Kova burcunda olduğu dönemleri inceleyelim;

Bundan bir önceki dönem 2007-2009 yılları arasında. Buna göre yurtdışına baktığımızda ABD, Afganistan ve Kosova’nın bağımsızlığını tanıdı. Cern’de Atlas Deneyi başladı. Büyük Hadron Çarpıştırıcısı ile yapılan deneylerle Higgs Bozonu keşfedildi. Aynı zamanda gayri resmi olarak paralel evrenle arada portallar açıldığı ve farklı boyut varlıkların dünyaya giriş yaptığı söylendi. Bu arada Cern, modernizasyon gerekçe gösterilerek 4 yıllığına kapatıldı. Açılacağı görünen tarih ise 2030 görünmekte. Bu tarih bize atanmış ve kendilerine küresel elit diyen, tek dünya devleti kurmak isteyenlerin ‘Ajanda 2030’ eylem planını çağrıştırıyor. Eylem planının resmi açıklamalarına baktığımızda, 2030’a kadar yoksulluğa son veren, iklim ve temiz enerjiyi, sağlığı, eğitimi çok daha nitelikli hale getirecek küresel eylem planından bahsediyorlar. Dünyanın gidişatına biraz mantık, biraz da astroloji ile baktığımızda, bu söylem için sürrealizmi görebiliriz. Oysa komplo teorisi denilen kısmında 2030 büyük sıfırlama ve tek dünya devletine götürebilmek için dijital kimliğe, sosyal krediye geçen yerler var. Yapay gıdayı devreye soktular. Nakitsiz topluma götürmeye çalışıyorlar. Hatırlayın bu söylemleri birkaç yıl önce tutulma paylaşımlarından birisinde yine size dönemin sosyalist enternasyonel toplantısından alıntı olduğundan bahsederken anlatmıştım. İşin komplo denilen boyutu ise oldukça gerçekçi bir şekilde ilerlemeye devam ediyor. Hele ki ellerinde bulunan küresel ölçekli firmalarla ulus devlet yapılarını yardım ve modernizasyon söylemleri ardına gizlenerek, iyice çözüyorlar. Bilimsel projeler dahil hemen her büyük ölçekli projeyi de bunlar fonluyor. İşte Cern’den buraya gelme sebebim, bilim eğitimli bir birey olarak bilimi asla reddetmek değil. Ama insanların bilimin gölge yönünü görerek, her türlü olayın arka planını iyice kontrol etmek ve devrilmeden yürümesine destek sağlamaktır.

2007-2009 yıllarından devam edersek DSÖ, domuz gribi salgını açıkladı. Bitcoin, piyasaya çıktı. ABD’de başlayan konut kredileri ile ilgili mortgage krizi, tüm dünyayı sardı. Lehman Brothers iflas etti. Ülkemizde yansımasını büyüme hızının %1’in altına düşmesi ve ekonomide resesyon ile deneyimledik. İşsizlik, cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyelerinden birine ulaştı. Finans piyasaları, ihracat çökerken, üretim yavaşladı, durma aşamasına geldi. Yabancı sermaye çıkışı yaşandı. Yine bu dönemde ülkemizde İstanbul ABD Başkonsolosluğu’na yapılan saldırıda 3 sivil, 3 polis yaşamını yitirdi.
Biraz daha geri gittiğimizde 1989-1990 yılları arasında yine GAD Aslan, KAD Kova burcunu görmekteyiz.
Bilim adına gelişme olarak baktığımızda www yani world wide web protokolünün yazıldığını görüyoruz. Böylece çok daha teknik, görsel arayüzlerin olmadığı, link verilemediği dönemden arama motorlu, kullanıcı dostu, gelişmiş döneme geçiş başladı. Pekin’de Tiananmen Meydanı’ndaki gösteriye müdahale eden polis, 2000 civarı öğrenciyi öldürdü. SSCB’de Mihail Gorbaçov, İran’da Haşimi Rafsancani seçimleri kazandı. Romanya’da, Nikolay Çavuşevsku’nun devrilmesiyle sonuçlanan halk ayaklanması yaşandı. ABD’nin Panama’da yaptığı darbe ile Noriega dönemi bitti. Ruanda’da iç savaş başladı. Yugoslavya ordusu Kosova’ya girdi. Litvanya, Ermenistan, SSCB’den bağımsızlığını ilan etti. Irak, Kuveyt’i işgal etti. Berlin Duvarı yıkıldı ve soğuk savaş dönemi bitti. Paris Sözleşmesi imzalandı. Dünya iki kutuplu yapıdan, ABD egemen tek kutuplu yapıya evrildi. Yine aynı dönemde Bulgaristan’dan, ülkemize göç başladı. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde öğrencilerin işgal eylemi, 200 öğrencinin gözaltına alınması ile sonuçlandı. İrtica suçu ile ordudan ihraçlar yapıldı.
GAD’ın Aslan, KAD’ın Kova burcunda seyrettiği bir başka dönem ise 1970-1972 yıllarına düşmekte.

Bu dönem yine siyasi değişimleri, hareketliliği görmekteyiz. Şili’de Salvador Allende, devlet başkanı olurken, Suriye’de Hafız Esad darbesi gerçekleşiyordu. İdi Amin, darbe ile Uganda başkanı oldu. Bangladeş bağımsızlık ilan etti. Pakistan-Hindistan savaşı başladı. Türkiye, Çin’i resmi olarak tanırken, ABD Başkanı Richard Nixon, Çin’i ilk ziyaret eden ABD Başkanı oldu ve kültürel, sportif faaliyetlerle buzlar eritilmeye çalışıldı. Aynı dönemde Watergate Skandalı’nın da kahramanı oldu.

Ülkemizde Demokratik Parti kuruldu. Ordunun 12 Mart muhtırası karşısında, Demirel hükümeti istifa etti. İstanbul’da sokağa çıkma yasağı ilan edilirken, Milli Nizam Partisi kapatıldı. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamları onandı. Maden işçileri, mülki amirler, köylüler sokaklarda protestolardaydı. İstanbul Üniversitesi işgal edilirken, ODTÜ’de Kennedy Anıtı, havaya uçuruldu. 1963’de başlayan hazırlık döneminin ardından, Ortak Pazar’a 22 yıllık geçiş dönemi için Karma Protokol imzalandı. 1996’da Gümrük Birliği’ne girilmesi şeklinde evrilen süreç, günümüzde sadece sanayi ve işlenmemiş tarım ürünlerini kapsamakta, vize ve kota engelleri ile karşılaşılmaktadır. AB ürünlerinin vizesiz iç piyasaya girişi, asimetrik rekabete neden olmaktadır. Ve süreç gelişen tıkanıklıklarla, tam üyeliğe dönüşmemiştir.
Venera, Venüs’e ulaşarak dünyaya kayıt iletti. Intel’in ilk ticari mikroişlemcisi piyasaya sürüldü.
1933-1935 yılları arasında düğümlerin Aslan-Kova olduğu dönem, dünyada öncesinde Hitler’in şansölye olmasının ardından Nazi Partisi’nin, hileli ya da hilesiz %92 oy alması dikkati çekmekte ki tarihin gidişatını etkileyen siyasi önemli bir kırılmadır. Totaliter, faşist rejimin dünyada yükselişini gösterir.
Ay düğümlerinin yine Aslan-Kova aksında olduğu bir başka dönem de 1914-1916’ya denk gelmekte. Bu dilim hem dünya hem de bizim açımızdan oldukça önemli. 1.Dünya Savaşı’nın yaşandığı döneme denk gelmekte ki Osmanlı İmparatorluğu, Ay düğümler Aslan-Kova aksına geçmeden hemen önce İtilaf Devletleri’ne savaş ilan ediyor. Ardından 90.000 askerimizin ölümüyle sonuçlanan ve Rusya ilişkilerine atıfta bulunan Sarıkamış Harekatı, Rusların Erzurum, Muş’a kadar ilerleyen işgalleri ile Çanakkale Savaşı ve tehcir bu aralığa denk gelmekte.

Aynı şekilde 1877-1879 arasında Yunanistan’ın Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilanı, Kıbrıs’ın İngiltere’ye devri, yine Rusya ilişkilerine vurgu yapan ve biten 93 Harbi’nin ardından imzalanan Ayesteanos ve Berlin Anlaşmaları ile yaşanan toprak kayıpları ve Osmanlı’nın Rusya’ya ödeyeceği ağır savaş tazminatı öne çıkmakta. Aynı zamanda dönemim padişahı 2.Abdülhamit’in Meclis-i Mebusan’ı kapatıp, meşrutiyete son vermesi ve mutlak monarşiye dönmesini de unutmayalım! Yani 30 yıllık istibdat devrinin başlangıcı!
1896-1897 süreci de dönemin Osmanlı-Yunanistan ilişkilerine vurgu yapmaktadır. Yunanistan ile 30 Gün Savaşları, Girit isyanının, özerkliğe evrilmesi dikkati çeker. Bu arada Ermeni çetecilerin İstanbul’da Osmanlı Bankası’nı basarak, memurları rehin alması da dönemin önemli bir diğer olayıdır.
GAD Aslan – KAD Kova süreci neleri işaret etmekte
26 Mart 2028’e kadar sürecek bu transitte tutulmalar da Ocak 2028’e kadar Aslan-Kova aksında devam edecek. Olayların ortaya çıkışında, değişiminde bu konuları ve doğaları karşımıza getirecek. Geçmiş verilerden destek alarak, yeni dönem nasıl yapılanabilir sorusunun cevabına bakalım;
Yeni dönemin özelliği, gücün, köklü değişim ve dönüşümün işaretçisi Pluto’nun, KAD’ın olduğu Kova burcunda transit etmesi ve devrimlerle ilişkili Uranüs’ün de buna desteğidir. Yani Pluto Kova transitini anlatırken değindiğim noktaları yeniden konuşacağız.
GAD Aslan etkisi otokrat, faşist yönetimlerde, yöneticilerde şartların daha baskın ortaya konmasını sağlayacak. Kendi güçlerini vurgulamak isterken, halklarda uyandırdıkları rahatsızlıklar da büyüyecek. Sokaklarda tansiyon yükselebilir. Bu durum isyanlara, ayaklanmalara, devrimlere, dolayısıyla yönetici, yönetim değişimlerine evrilecek. Sivil toplum kuruluşlarını, düşünce kuruluşlarını, sendikaları daha aktif görebiliriz. Gücü elinden bırakmak istemeyen seçilmiş ya da atanmış otoritelerin, şartları küresel boyutta gererek, kontrollü kaos ile ayakta kalma mücadelesi verebilir. Burada daha önce denenen gibi yeni bir biyolojik ya da robot silahlar ile planlanmış toplu bir sağlık krizi, Haarp, iklim silahlarıyla vs. ülkelerin sosyo-ekonomik yapılarına ve bekalarına etki denemelerini görmek mümkündür.
Fakat sonunda güç kaybıyla değişecek şartlar, bulunulan ülkelerdeki alt yapılara göre sosyo-ekonomik ve hukuksal sosyal haklara, eşitliğe, hümanizme dönmeye başlayacak. Demokrasinin anlaşılan önemi, demokrasiler zarar görmesin diye hakların da hukuksal olarak yeniden değerlendirmelerini getirebilir. Bu durum zaman içinde sistemleri de kalıcı etkileyecektir.
Bilimsel açıdan bu süreçte yeni gelişmelere, atılımlara şahit olabiliriz. Bilgisayarların donanımından, yazılımına, verinin aktarımına, elektrik-elektronik, havacılık sektöründe, uzayla, atmosferle ilgili çalışmalarda yeniliklerle karşılaşabiliriz. Bu dönemde gerçek bilgi sahipleri ve bunları toplumsal konulara kullananlar, bilimsel araştırma yapanlar, mühendisler, stratejistler ön plana çıkacaktır. Bu noktada bilimi, bilgiyi insanlık üzerinde yoz yönüyle ya da yetersiz alt yapı ile kullanmak isteyenlerin fark edilmesi, bu konuda duyarlılık ve davranış gelişmesine etki edecektir. Sağlıktan, iletişimime, ulaşıma, eğitimden, sanata, edebiyata… akla her gelebilecek sektörde bilimin, digitalizmin katkısını görebileceğiz. Örneğin sanatsal projelerde daha toplum odaklı konular, digital alt yapı ile süslenerek sunulabilir. Ve yine tek bir başrolün öne çıktığı prodüksüyonlar, yerini daha kalabalık gruplara bırakabilir. Tanınmış kişilerle ilgili olumsuzlukları çok daha fazla duyabiliriz.

Ekonomik olarak baktığımızda genel olarak resesyonun hissedileceği bir dönemden bahsedebiliriz. Lüks yatırıma ve tüketime ilgi düşerken, daha fonksiyonel, temel minimal ihtiyaçlar ve harcamalar dikkati çekebilir. Bu da kazanan ve kaybeden sektörlerde değişime neden olacaktır. Yazılım, robotik teknolojiler, mühendislik projeleri, ar-ge, uzay ve havacılık sektörü süreçte daha öne çıkabilir. Değişen ekonomik yapı ile şirket iflaslarını, satışlarını ve yerine yeni gelen şirketleri görebiliriz. Piyasalar sarsılırken, digital paralar daha kurumsal yapıya bürünebilir. Fakat neo liberalizm ile birlikte uluslararası siyasete ve böylece devletlerin kılcal damarlarına kadar girmeye çalışan küresel şirketlerin, digitalizm üzerinden sadece ekonomik olarak değil diğer tüm verilere de rahatlıkla ulaşabileceğini ve bunu koz olarak kullanıp, çöküşe götürebileceğini göz ardı edemeyiz. Kendi milli alt yapılarını kurmayan devletler açısından oldukça sıkıntılı süreçleri doğurabilir. Bu sebepten ötürü ülkelerin adımlarını çok kontrollü, durumlarını ve önceliklerini gözden geçirek atmaları, verilerini dış ülkelerle paylaşmak yerine sınırlamaları güvenli adım görülebilir.
Bu genel etkiler, ülkemiz haritasında yabancı ülkelerle siyasi, ticari her türlü ilişkinin yanı sıra maliyeyi, finans piyasalarını, bankaları, halkın ekonomik durumunu, savunma sanayi ile ilgili gelişmeleri ve borçluluğumuzu etkilemekte. Maliye, piyasalar, halk açısından daha zorlu bir dönemi test edebiliriz. Borçlanmanın artması ve Satürn’ün de 11.eve giriş yapacağı 2027’nin ilk çeyreği hazineyi daha da zorlayacağından, ekonomide kemer sıktıracak yeni düzenlemeler gelebilir. Stand-by anlaşmalarını, borç konsolidasyonunu konuşabiliriz. Kooperatifler yükselişe geçebilir.
Astrolojik haritalarda ölüm ve yeniden doğumla ilişkilendirilen 8.evimizden de geçecek olan KAD, Pluto ile birlikte çalışacak. 1999’da yaşadığımız depremde düğümlerin ters yerleşimde olduğu Aslan-Kova aksını görmekteyiz. Bir deprem ülkesi olarak sınavlarımız bitmeyecektir. Öğrenmemiz gereken şartlarımıza uygun çözüm üretebilmek. Yani rantsal değil depreme uygun yeniden yapılanma. Şu ana kadar çok başarılı olduğumuzu söylemek kolay görünmüyor. Ama bundan sonrası için süreç akılcı yönetilebildiği taktirde yeniden doğuma gidecektir.
Dönem itibarıyla haritamıza baktığımızda, ülkemizi daha uzaklara çekilip, fırsatları oralarda aramaya çalıştığını görmekteyiz. Vizyon geliştirmek olarak ele aldığımızda olumlu avantajlar getirebilir. Ama küresel güçlerin sarsıldığı hatta çöküşe, dönüşüme gittiği dönemde haritamızın esas işareti çevre ülkelerle iyi ilişkiler, işbirlikleri geliştirerek, bölgesel güç olma gerçeğini unutmamalıyız. Beraberinde çalışarak, üreterek güçlenmek durumundayız. Güç akışkanlığının batıdan doğuya devam ettiği dönemde bölgemiz de dikkati çekmekte. Burada çok kutupluluk belirginleştirirken, dikkat çekmek istediğim bir başka nokta daha var ki o da az önce bahsettiğim neo liberalizm ile uluslararası ilişkilere eklemlendirilen küresel şirketler. Unutmayalım ki bu şirketlerin arkasında yine bugün dünyayı yönettiğini bildiğimiz, kendilerine küresel elit diyen ve tek dünya devletini kurmaya çalışan aileler var. Dolayısıyla ülke görmediğimiz noktada, ülkeler için beka tehlikesi geçmiş anlamına gelmemektedir. Dünya, çok daha stratejik yürümesi gereken bir dönemden geçmekte.
“ İnsanlar kuvvetçe, zekâca olmasalar bile anlaşma ve hak yolu ile eşit olurlar. Jean J. Rousseau ‘’
Azade Öksoy
Not: Görseller alıntıdır.